BLOG

YENİ ARAŞTIRMALAR NEFES ALMANIN VE OKSİJENİN, HASTALIKLARIN ORTADAN KALDIRILMASINI SAĞLADIĞINI SÖYLÜYOR...
Oksijenin yokluğunda neden birkaç dakika içinde ölüyoruz sorusu bir türlü aklından çıkmayan Dr. Samuel West D.N.,N.D., 25 yılını bu önemli gizemi aramaya harcadı.

Yemek yemeden aylarca, su içmeden günlerce yaşayabiliyoruz da neden oksijensiz birkaç dakika içinde ölüyoruz? Bunu anlamaya çalışırken araştırmaları onu daha önemli bir keşfe götürdü...

Oksijenin yokluğu hastalıklara ve en sonunda da ölüme neden olabilirken, oksijen bolluğu ise TÜM hastalıklara çare olabilmekte...

Merkezi Orem; Utah'ta olan Dünya Çapında Kan Protein Araştırma Derneği'nin kurucusu Dr. West 25 yıl boyunca bu teoriler üzerinde çalışmayı sürdürdü. Hastalığın doğasını anlamaktaki bu uzun yolculuğunda fazla tanınmayan, bilinmeyen kitaplar ve tıbbi gazetelerin içine itinayla konmuş çok önemli bilgilere ulaştı. Fikirlerini test etmekte yıllarını harcadı. En son kitabı "Altından Yedi Artı Bir" (The Golden Seven Plus One, Samuel Publishing) birçok önemli fiziksel hastalığın vücudun oksijenlendirilmesiyle tamamıyla tedavi edilişini belgeliyor. Bu bilgi uzun yıllar boyunca ört bas edildi. Belki de kazancını hastalıkların tedavisinden edinen kişilerce kasti olarak saklandı. Şimdi Dr. West bize şu zorunlu soruyu soruyor "İnsanlar dünya sağlığı adına onları işlerinden bile edebilecek araştırmaları yapabilecekler mi?"

Dönüşümsel Nefes Tekniğinin sisteme bol miktarda oksijen girişini sağlayan bir iyileşme süreci olduğunu biliyor ve uzun bir süredir bu tekniğin kullanımıyla, neden olduğunu tam olarak anlayamadan; birçok hastalığın hafifleyişine ve fiziksel iyileşmeye tanık oluyorum.

Dr. West'e göre insan ırkının kökünü kazımak yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.

Hiçbir zaman hastalıkları ortadan kaldırabileceğimiz sorusu bu kadar önemli ve gerekli olmadı!

Dr. West'in araştırmaları hastalıkların nasıl başladığı ve ilerlediği konusunda bizi bilimsel sonuçlara götürüyor.

  1. Kandaki protein ve su dolaşım sistemimiz içine karışıp hücrelerimizin içine yayıldığında hücreler için oksijen alabilmek imkânsız hale geliyor. Bu ölümcül bir etki yaratıyor çünkü bu maddeler kılcal damarları genişletiyorlar. Kılcal damarlar genişlediğinde ise protein ve toksinler kan dolaşım sistemimizin içine karışmaya ve hücrelerin içine akmaya başlıyor. Böylelikle hücrenin kuru durumu tahrif ediliyor.
  1. Kandaki protein ve su hücrelerin çevresindeki alandan lenfatik kanallar ile temizlenmedikçe bir insan 24 saat içinde ölür. Dr. West'in araştırmaları esnasında bulduğu bu bilgi ünlü lenfolojist Dr. Arthur C. Guyton'un 1961 yılında yazdığı The Textbook of Medical Physiology adlı kitabında da teyit edilmiştir.
  1. Bu bilgiden yola çıkarak Dr. West hücrelerde sıkışıp kalan bu proteinlerin hastalıklara neden olup olmadığını saptamaya koyuldu. Dr. Guton'un araştırması göstermişti ki vücudumuzdaki hücrelerin kandaki oksijeni alabilmeleri için kuru halde kalmaları gerekiyor. Bu demek oluyor ki, hücreleri kuru halde tutmak için içlerinde sıkışıp kalmış olan proteinin, suyun ve zehirlerin atılması gerekiyor.

Dr. Guyton aynı şekilde derin nefes almanın lenfatik kanalları harekete geçirdiğini, bunların da ölü hücreleri ve suyu hücrelerden temizleyerek onları oksijeni içlerine alabilecek kuru hale getirdiğini kanıtlamıştır. Sıkışıp kalan proteinler aşırı derecede sodyumu (Na+1) kendisine çekip, kandan da suyu çekerek hücrelerin çevresinde aşırı sıvı ve sodyum üretilmesine neden olmakta. Bu durum oksijen eksikliğine neden olmakta ve hücrelerin çevresindeki çok ince bir denge olan sodyum-potasyum dengesini bozmaktadır. İşte hücresel düzeyde enerji kaybına, hastalıklara ve ölüme neden olan bu dengesizliktir.

  1. 1980'de Dr. West hücrelerde kuru bir ortam yaratmak için gerekli formülü geliştirdi. İlk olarak, her organizma gerektiği gibi çalışabilmek için elektriksel bir aktiviteye ihtiyaç duyuyor. Bu elektriği üretmek için, vücudumuzun sodyum-potasyum pompalanmasını harekete geçirmesi gerekir (her hücre bu pompalardan birine sahiptir). Ki bu da ancak kan dolaşımında yeterli oksijen varsa mümkündür. Bu elektriksel enerji gözlerimize görme gücünü, beynimize bir bilgisayardan daha hızlı çalışabilme kapasitesini, kalbimize çarpabilme yeteneğini, kaslarımıza yürüme ve koşma yeteneğini, pankreasımıza insülin üretme kapasitesini, akyuvarlara ise kanser ve virüsleri yok etme gücünü verir.

Oksijen sodyum ve potasyum pompalanışını harekete geçirir ve bu sayede elde edilen elektrik enerjisi vücuda düzgün çalışabilme GÜÇünü verir. Oksijen yokluğu ise bu sistemin işleyen fonsiyonlarının kapatılmasına neden olur. Bu durumda gözler körleşmeye, beyin unutkanlaşmaya başlar, kalp ise çarpmamaya....vs.

  1. Bahsettiğimiz pompaları harekete geçiren benzin glükoz ve oksijen tarafından yapılan ATP (Adrenican tri phosphate) dir. Kabul edilen tıbbi anlayışın yanlışlıklarından biri de oksijenin zaten orada olduğu varsayımıdır. West'in çalışmasının ortaya çıkardığı ise hücreler kuru olana kadar pompaları harekete geçirecek mevcut bir oksijen yoktur.
  1. Dr. West'in sorduğu en önemli soru "Ya oksijeniniz olmasaydı?" idi.2000 yılının Mart ayında bulduğu gerçek şuydu: "Eğer oksijen miktarı fakir bir kana sahipsek ölürüz."

Bugün West ve bu konuda araştırma yapan binlerce doktorun söylediği şu: "Sürekli olarak yüzeysel nefes almak intihardır."

  1. Kandaki protein ve su oksijen eksikliğine bu da pompaların kapanmasına neden oluyor. Her oksijen eksikliğinde ya bir hastalık ya da ölüm ortaya çıkıyor. Dr. Guyton kitabında derin nefes almanın lenfatik kanalları harekete geçirdiğini kanıtlıyor. Bu lenfatik kanallar kan damarları boyunca aynı zamanda kanı ve lenfatik sistemi ayıran hücrelerin arasında ve içinde uzanıyorlar. Zehirleri, ölü hücreleri, aşırı suyu çekerek hücrelerin kuru kalmasını temin etmek böylelikle yeterli oksijeni almalarını sağlamak lenfatik sistemin görevidir. Zehirleri, fiziksel ve duygusal toksinler olarak açıklayabiliriz. Kandaki proteinlerin sıkışmasına neden olan yediğimiz bazı yemekler ve bazı duygular zehirli kabul edilmektedirler.
  1. Bu kuru ortam hücrelerin kandan oksijeni alabilmeleri için temel unsurdur. Hücreler oksijen alınca bu pompaları harekete geçirirler, böylelikle elektrik üretilir.
  1. Lenfatik kanallar enerjiye duyarlıdırlar. Nefes alma, ışık, şifalı bitkiler, çiğ masaj makinaları bu kanalları hareket geçirebilir. Elektrikle iyileştirme süreci çok ani olabilir. Bu hastanedeki şok aletinin kalbi durmuş bir kişiye nasıl olupta hayata geri döndürdüğünü açıklamaktadır.
  1. İyileşme sürecini lenfatik kanallarımızın nasıl aktive edeceğimizi öğrenerek kolaylaştırabiliriz. Bu sistem bir kez harekete geçince fazla suyu çekerek hücrelerin elektrik pompalarını harekete geçirecek oksijeni içlerine alabilmelerini sağlamaktadır. Bu noktada artık vücudumuz gerektiği gibi çalışıp işini görmeye başlar böylelikle iyileşme gerçekleşmeye başlar.

Geçtiğimiz son 25 yıldır hastalıkların ve güçten düşüren fiziksel durumların nefes aracılığıyla ile gözle görülür şekilde ortadan kalktığına tanık oluyoruz. Dr. West'in bize getirdiği bilgi benim de duyduğum ya da şahit olduğum binlerce iyileşmenin nedenini açıklamakta. Bu yeni bilimsel bilgi bildiğimiz anlamda tıbbı tamamiyle değiştirecek güçte...